Yazmaktan Kaçan Kalem

Yazmaktan Kaçan Kalem

Kalem kutularının içi genelde sessizdir. Peki kalemler konuşursa ne olur? Ya bir gün hepsi yazmayı bırakırsa…

Kırmızı kalem kemirilmekten ve kırılmaktan bıkmıştı. Dolma kalem unutulmuştu. Boya kalemleri ise kutuların dibinde sessizce bekliyordu. Çünkü çocuklar artık onları eskisi gibi sevmiyor, özenle kullanmıyordu.

Yere atılmaktan, kemirilmekten ve ekranların gölgesinde unutulmaktan yorulan kalemler, gizli bir meclis kurdu ve hep birlikte tarihî bir karar aldı: “Artık yazmayacaklardı!”

Ertesi sabah dünyada hiçbir kalem görevini yapmadı. Defterler boş kaldı, sınıf tahtasına tek bir harf bile yazılamadı. Çocuklar ise yazının, hayal kurmanın ve kalem dostluğunun ne kadar değerli olduğunu onların yokluğunda ilk kez gerçekten anladı.

Yazmaktan Kaçan Kalem, “Söz uçar, yazı kalır” sözünün manasını okuyucusuna yaşatan türden bir hikâye… Yazının gücünü, hayal kurmanın güzelliğini ve eşyaların kıymetini bilmeyi hatırlatan unutulmaz bir macera.

Kitap Detayları

Yazar
Çizer
EditörEmel Nermin Temel
Yaş Grubu
Kategori
Sayfa Sayısı64
Ebat13,5×21 cm
CiltKarton Kapak
Baskı TarihiHaziran 2026

Kitabı satın almadan önce incele

ISBN: 978-625-5790-55-2

Satın Al

Kitabımızı aşağıdaki platformlardan satın alabilirsiniz.

Editörün Kaleminden

Yazmak sadece öğrencilerin derste yaptığı bir iş değildir. Yazmak; düşünmek, hissetmek, hayal kurmak ve kendini ifade etmektir. İşte Yazmaktan Kaçan Kalem, bu önemli vurguyu çocuklara anlatmak için fantastik ve eğlenceli bir hikâyeyle okucularına harika bir macera sunuyor.

Kitap, yazının ve kalemin geçmişine uzanan etkileyici bir yolculukla başlıyor. İnsanların mağara duvarlarına çizdiği ilk resimlerden kil tabletlere, kuş tüyü kalemlerden modern kalemlere kadar yazının zaman tünelinde uğradığı tüm duraklar, çocuklara âdeta yaşatılıyor. Böylece okuyucu, elinde tuttuğu kalemin kendine binlerce yıllık, büyük bir miras olarak ulaştığını görüyor.

Asıl macera ise bir kalem kutusunun içinde yaşanıyor.

Kutunun derinliklerinde bir köşede duran kırmızı kurşun kalem çok üzülüyor. Çünkü sahibi olan çocuk onu sürekli yere düşürüyor ya da ağzında kemiriyor. Dolma kalem eski günlerini özlüyor, boya kalemleri unutulmaktan korkuyor, fosforlu kalemler ise artık kimsenin önemli şeylerin altını çizmediğini düşünüyor.

En kötüsü çocukların çoğu yazmak yerine ekranlara dokunmayı tercih ediyor.

Bir gece kalemler kendi aralarında toplantı yapıyor ve sonunda çok büyük bir karar alıyorlar. Bu kararla o günden sonra hiçbiri görevini yapmıyor.

Ertesi sabah kalemler yazmaktan kaçtığı için bütün dünyada neredeyse hayat duruyor. Ne kurşun kalemler yazıyor ne tahta kalemleri tahtada iz bırakıyor ne de boya kalemleri resim çiziyor. Öğretmenler ders anlatmakta zorlanıyor, çocuklar ise düşüncelerini kâğıda dökememenin eksikliğini hissediyor. Bir çocuk günlüğüne yazı yazamıyor. Bir diğeri okuduğu kitapta beğendiği yerlerin altını çizemiyor. Başkası duygularını resme dökmek için boya kalemlerini kullanamıyor.

Peki kalemler aldıkları karardan vazgeçip yeniden yazmaya başlıyor mu? Çocuklarda ve kalemlerde nasıl bir değişim yaşanıyor?

Kitabın sayfalarında ilerleyen okuyucu, yazının insan hayatındaki önemini daha iyi anlıyor. Kalemlere ve okul eşyalarına özen göstermeyi, hayal kurmanın güzelliğini, duygularını ifade etmenin değerini, yazmanın insanı özgürleştiren yönünü keşfediyor.

Heyecanlı anlatımı, konuşan kalemleri ve duygu dolu sahneleriyle çocukları kitapların renkli dünyasına davet eden Yazmaktan Kaçan Kalem, dostluk, saygı, hayal gücü ve yazmanın en önemli iletişim olduğu üzerine kurulmuş harika bir eser…

Osman Büyükmutlu’nun karikatüristik çizgileriyle daha eğlenceli hâle gelen maceranın sonunda Yazarlar Elif ve Eyüp Güvere okuyucularını kendilerine bir mektup yazmaya davet ediyor. Böylece kalemi eline alıp iç dünyasına yol alan çocuklar duygu ve düşünceleri üzerinde keşfe çıkıyorlar.

Yazmaktan Kaçan Kalem, eğlenceli olduğu kadar çocuklara yazmayı sevdiren, onları düşünmeye teşvik eden ve empati duygusunu geliştiren derin bir hikâye…

Bu Kitabı Neden Okuyalım?

  • Kalemlerin renkli dünyasına ve hissettikleri duygulara kapı aralar, çocukların eşyaların da bir ruhu olduğunu anlamalarını sağlar.
  • Çocuklara eşyanın kıymetini bilmenin önemini anlatır, bazı şeylerin değerinin yokluğunda daha iyi anlaşıldığını vurgular.
  • Eğlence, macera, öğrenme, düşünme ve hissetme arasında oluşturduğu dengeli kurgusuyla ve eğlenceli çizimleriyle unutulmaz bir okuma deneyimi sunar.
  • Çocuklara farklı şekillerde düşünme becerileri kazandırır, empati kurarak başka dünyaları keşfetmeleri konusunda rehberlik eder.
  • Değerler eğitimini fark ettirmeden eğlenceli şekilde işler; saygı, sevgi, emek harcama, önemseme ve değer verme gibi kavramları güçlü biçimde hissettirir.
  • “Söz uçar, yazı kalır…” sözünün anlamını öğretir, yazmanın kendine ve dünyaya doğru bir anlam yolcuğuna çıkmak olduğunu gösterir.

Ailece Bu Cümleye Bayıldık

Çocuklar yazmanın bir keşif olduğunu fark etti. Bir öğretmen panoya şöyle yazdı: “Söz uçar, yazı kalır. Ama yazı ancak yazılırsa kalır.”

Yazarlar Hakkında

Elif Güvere

1991 yılında Tokat’ta doğdu. Sosyal Hizmetler bölümünden mezun oldu. “Çok gezen mi bilir çok okuyan mı?” sorusunun cevabını arayan seyyah bir anne olarak yeni yerler görmeyi, keşfetmeyi ve yeni insanlar tanımayı çok sever. Türkiye’de ilk defa aile doğa tefekkür yürüyüşleri projesini başlatan yazar, şu an “Bir Demet Yolculuk” organizasyonunun kurucusu ve koordinatörüdür. Doğayla iç içe aile deneyimlerini teşvik etmek amacıyla ailelere özgün etkinlikleri hayata geçirip yıllar içerisinde binlerce aileye temas ederek onları bir araya getirdi ve “ailece” unutulmaz anlar yaşamalarını sağladı. Radyo ve TV programlarına katılarak ailelerin doğa ile temasının önemini anlatmaya çalıştı. Ailece “Bir Demet Yolculuk” adlı sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları çalışmalar ve paylaşımlarla, ailelere yeni yerler keşfetme ve seyahat edilecek yeni yerler görme imkânı sağlayan yazarın hedefi emanetçisi olduğu çocuklarının geleceğe değer katan bireyler olarak kâinatı okumayı öğrenmelerini sağlamak. En büyük duası O’nun sanatına hayreti ve hayranlığının daim olmasıdır. “Okumak gerek dağı, taşı, toprağı, kâinatı. Yaratan Rabbin adıyla, Huu…”

Eyüp Güvere

1989 yılında İstanbul’da doğdu. Yüksek Lisans eğitimini muhasebe ve denetim üzerine yaptı. Uzun yıllar Mali Müşavir olarak kurumsal bir firmada yönetici olarak çalıştı. Ancak o hayallerinin peşinden gitmeyi de bırakmadı. Kendi ifadesiyle “Şehrin kalabalık ve gürültüsünden bunaldığım bir dönemde ailemle birlikte gerçekleştirdiğim doğa seyahati, hayatımı derinden etkileyen ve radikal kararlar almama neden olan bir dönüm noktasıydı. Bu deneyim, içsel bir dönüşüm yaşamama ve hayatımı yeni bir yönle şekillendirmeme ilham verdi.” Bu vesileyle “Bir Demet Yolculuk” organizasyonunu kurdu ve hâlâ koordinatörlüğünü devam ettirmektedir. Türkiye dağcılık federasyonu lisanslı sporcusu, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında arama kurtarma gönüllüsü, aile doğa etkinliklerinde çocukların tabiri ile onların doğa abisidir. Bulduğu her fırsatta eşi ve çocuklarıyla doğada ve dağlarda olmayı seviyor.

Türkiye’de ilk defa aile doğa tefekkür yürüyüşleri projesini başlattı, doğayla iç içe aile deneyimlerini teşvik etmek amacıyla ailelere özgün etkinlikleri hayata geçirdi. Yıllardır binlerce ebeveyn, çocuk ve gençlere doğa eğitimleri vererek onların doğa ile kopan bağını onarmaya çalıştı. Radyo ve TV programlarına katılarak ailelerin doğa ile temasının önemini anlatmaya çalıştı. Ailece “Bir Demet Yolculuk” adlı sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları çalışmalar ve paylaşımlarla, ailelere yeni yerler keşfetme ve seyahat edilecek yeni yerler görme imkânı sağlıyorlar.