Tuz Olduğunun Farkında Olmayan Tuz

Tuz Olduğunun Farkında Olmayan Tuz

Bir Öz Güven Masalı

“Keşke onun gibi olsaydım…”

“Ben bunu yapamam ki…”

“Kimse beni fark etmiyor!”

Kimi zaman çocuklarımız böyle cümleler kuruyor. Başkalarında gördüklerini büyütüp kendilerinde olanı küçümsüyorlar. Tıpkı bizim minik Tuz gibi…

O da küçücük gövdesine bakıp kendini diğerleriyle kıyaslıyor. Patates kadar büyük değil. Havuç kadar gösterişli değil. Su kadar önemli değil. Oysa bilmediği bir şey var: O olmadığında çorbanın tadı tuzu kaçıyor.

Doktorant Nöropsikolog Hatice Kübra Tongar, “Bir Öz Güven Masalı” ile çocuklara kendilerini başkalarıyla kıyaslamadan, kendinde olanları gözden kaçırmadan ama bir yandan da şişinip kasılmadan, oldukları hâlleriyle sevebilmeyi anlatıyor.

“Kendini önemsiz görme,

Herkesten önemlisin de zannetme.

Çorbadaki yerini sev yeter,

Var olduğun hâlin en güzel…”

Kitap Detayları

Yazar
Çizer
EditörAyşe Çetintaş
ÇevirmenHayriye Paksu
Dilİngilizce, Türkçe
Yaş Grubu
Kategori
Sayfa Sayısı48
Ebat15×21 cm
CiltKarton Kapak
Baskı TarihiEylül 2026

Kitabı satın almadan önce incele

ISBN: 978-625-8828-42-9

Satın Al

Kitabımızı aşağıdaki platformlardan satın alabilirsiniz.

Editörün Kaleminden

“Keşke onun gibi olsaydım…”

Bir çocuktan bu cümleyi duyduğumuzda hemen itiraz ediyoruz. “Ama sen de çok güzelsin”, “Senin de yapabildiğin şeyler var” diyoruz. Söylediklerimiz yanlış değil elbette. Lakin çocuklar kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya başlayınca ne söylesek yetmiyor. Yine dönüp ötekine bakıyor. Demek ki çocuğun bizim sözümüzü duymadan önce kendinde olanı görmesi gerekiyor.

Minik Tuz’un derdi de bu.

Mutfak hayli kalabalık. Patates var, havuç var, soğan var, mercimek var… Hepsi çorbanın etrafında bir işe koşturuyor. Tuz ise kenarda durmuş onları seyrediyor. Patatese bakıyor; iri, güçlü. Havuç desen rengiyle hemen göze çarpıyor. Su zaten olmadan olmaz. Peki tuz ne yapıyor? Ona sorarsanız hiçbir şey.

Önce patates olmak istiyor. Sonra sebzelere özeniyor. Bir ara su olmayı geçiriyor içinden. Kendisinden başka kim varsa hepsini beğeniyor anlayacağınız. Üstelik bunu öyle tatlı şarkılarla anlatıyor ki okurken gülümsüyorsunuz. Fakat söylediği şey, pek çok çocuğun içinden geçirdiği o tanıdık cümle: “Ben niye onun gibi değilim?”

Patates, “Ben patatesim, sen tuzsun; başkası olma, kendin ol” diye cevap veriyor. Sebzeler de tuzsuz çorba olmayacağını söylüyor. Ama Tuz dinlemiyor. Kendini o kadar önemsiz görüyor ki söylenen hiçbir söz ona ulaşmıyor. Ağlaya ağlaya eriyip tezgâha yayılıyor. Derken çorba sofraya gidiyor. Çocuklar ilk kaşığı alıyor ve yüzler değişiyor. Kimse bir şey demiyor ama çorbanın yenilecek hâli yok. Mutfakta da suçlu aranmaya başlanıyor. Soğan ağlıyor, patates zeytinyağına kızıyor, mercimek pirinci suçluyor… Her kafadan bir ses çıkıyor.

Neyin eksik olduğunu anne söylüyor:

“Çorbanın tuzu yok!”

Tuz, yokluğunda fark edilenlerdenmiş meğer.

Kitapta en sevdiğim yer burası oldu. Çünkü çocuklarımızın bazı özellikleri de Tuz gibi. İlk bakışta görünmüyor. Bir çocuk arkadaşını sessizce oyuna alıyor mesela. Biri başladığı işi bırakmıyor. Bir başkası küçücük bir ayrıntıyı fark ediyor. Bunlar gözden kaçınca çocuk da kendinde bulunanı önemsiz sanıyor.

Tuz’a arkadaşları tek tek ne işe yaradıklarını anlatıyor. Patates her çorbaya girmediğini söylüyor. Havuç, tuz olmadığında kimsenin onları yemek istemeyeceğini hatırlatıyor. Su bile tek başına çorba olamıyor. Hepsinin ayrı bir yeri var. Hiçbiri her şey değil ama hiçbiri gereksiz de değil.

Öz güveni çocuklara anlatırken ipin ucunu kaçırabiliyoruz. Çocuk kendini değersiz hissetmesin derken “Sen herkesten özelsin, sen her şeyi yaparsın” deyiveriyoruz. Oysa her şeyi yapamaz. Biz de yapamıyoruz. Yapamadığını gördüğü gün söylediklerimize olan inancı da sarsılıyor.

Çocuğun ihtiyacı, kendisini olduğu gibi tanımak. İyi yaptığı işleri bilsin. Zorlandığı yerleri de bilsin. Arkadaşı güzel bir şey yaptığında bunu rahatça beğenebilsin. Başkasının becerisi ona kendi değerini unutturmasın.

Bunun yolu da çocuğu övgüye boğmaktan geçmiyor. Onu gerçekten görmek gerekiyor. Neye heves ediyor? Hangi işi yaparken gözleri parlıyor? Nerede desteğe ihtiyaç duyuyor? Bir şey ters gittiğinde yeniden deniyor mu? İşte çocuğun kendini tanımasına yardım edecek yerler buralar.

Masalın sonunda Tuz artık patates olmak istemiyor. Sebzeler de kimin daha önemli olduğunu tartışmıyor. Hepsi çorbanın başında, kendi yerinde.

Kitabın renkli çizimleri çocukları bu neşeli mutfağın içine çekerken hikâyenin Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanması, masalı iki dilde okutuyor. Uzman Psikolog Hatice Kübra Tongar’ın kaleminden çıkan “Tuz Olduğunun Farkında Olmayan Tuz”un arka bölümündeki pedagojik öneriler de çocuklarının öz güvenini desteklemek isteyen anne babalara ve öğretmenlere yol gösteriyor.

Sonra kitabın en güzel cümlesi geliyor:

“Çorbadaki yerini sev yeter, var olduğun hâlin en güzel.”

Dilerim ki her yetişkin yanı başındaki çocuğa kendisi olmanın lezzetini tattırır.

Bir Öz Güven Masalı, Aile’mizden Aile’nize…

Bu Kitabı Neden Okuyalım?

  • Çocukların kendilerini başkalarıyla kıyaslamadan kendi özelliklerini fark etmelerine yardımcı olur.
  • “Her şeyi yapabilirim” demenin öz güven olmadığını, kendini güçlü ve gelişmesi gereken yönleriyle tanımanın öz güvenin olduğunu anlatır.
  • Her çocuğun farklı yeteneklere ve kendine özgü bir değere sahip olduğunu gösterir.
  • Başkasının becerisini takdir etmenin, kendi değerini küçültmek anlamına gelmediğini öğretir.
  • Çocukların “Keşke onun gibi olsaydım” düşüncesiyle baş etmelerine destek olur.
  • Küçük, sessiz ya da ilk bakışta fark edilmeyen özelliklerin de ne kadar önemli olabileceğini gösterir.
  • Çocuğun değerini yalnızca başarısıyla, görünüşüyle ya da öne çıkan becerileriyle ölçmemek gerektiğini hatırlatır.
  • Herkesin farklı bir işe yaradığını ve birlikteyken ortaya daha güzel şeyler çıkabileceğini anlatır.
  • Çocukların yapabildiklerini fark ederken zorlandıkları yönlerden utanmamalarına yardımcı olur.
  • Kendini değersiz görmenin de herkesten üstün görmenin de sağlıklı bir öz güven olmadığını gösterir.
  • Anne babalara ve öğretmenlere çocukların öz güvenini nasıl destekleyebilecekleri konusunda yol gösterir.
  • Türkçe ve İngilizce anlatımı sayesinde çocukların hikâyeyi iki dilde okuyabilmelerine imkân verir.

Ailece Bu Cümleye Bayıldık

“Çorbadaki yerini sev yeter, var olduğun hâlin en güzel.”

Yazar Hatice Kübra Tongar Hakkında

Nörobilim doktorantı, uzman psikolog, çocuk gelişimi uzmanı ve aile danışmanıdır. İlk kitabının yayınlandığı 2009 yılından bugüne kadar kitapları milyonlarca okura ulaşmış ve farklı dillere çevrilerek ülke sınırlarını aşmıştır.

Evli, üç çocuk ve iki kedi annesi olan Tongar, Genel Yayın Yönetmeni olduğu Aile Yayınları’nda bebeklere, çocuklara, gençlere ve yetişkinlere içerikler üretmektedir.

Şu an evine gidip baksak onu ya kitap okurken ya bir şeyler yazarken ya da çocuklarıyla oynarken bulmamız muhtemeldir.