Patenli Kız Kuyruklu Yıldız

Patenli Kız Kuyruklu Yıldız

Bir paten kazası insanı ne kadar uzağa götürebilir?

Mihrimah için cevap: Tam dört yüz kırk dokuz yıl!

2026 İstanbul’unda neon yeşili patenleriyle Tophane yokuşlarından inen Mihrimah, gizemli bir taşa çarpıyor ve gözlerini 1577 yılında açıyor!

Karşısında Osmanlı’nın ünlü astronomu Takıyyüddin, önünde ise zorlu bir görev var: Eve dönmenin yolunu bulmak!

Bunun için rasathanede “Çırak Sinan” kılığına girmeli, gerçek kimliğini saklamalı ve gökyüzünde belirecek kuyruklu yıldızı beklemeli.

Ama vakit daralıyor… Geçmişin bilgisiyle geleceğin teknolojisi buluşuyor; patenler dönüyor, yıldızlar hizalanıyor. Dört yüz kırk dokuz yıl öteye uzanan nefes kesici bir macera başlıyor!

Kitap Detayları

Yazar
EditörHatice Kübra Özdemir
Yaş Grubu
Kategori
Sayfa Sayısı120
Ebat13,5×21 cm
CiltKarton Kapak
Baskı TarihiEkim 2026

Kitabı satın almadan önce incele

ISBN: 978-625-8828-54-2

Satın Al

Kitabımızı aşağıdaki platformlardan satın alabilirsiniz.

Editörün Kaleminden

Dosyaları mümkünse hikâyelerin geçtiği konumlarda çalışmayı tercih ederim. Bu dosyayı çalışırken de kendimi birkaç kez Tophane’de gökyüzüne bakarken buldum.

Bugün önünden defalarca geçtiğimiz bir yerde, bundan dört yüz kırk dokuz yıl önce kim durmuştu? Aynı yokuştan kim inmiş, aynı Boğaz’ı kim seyretmişti? Bizim binalarla, kablolarla ve trafikle çevrili gördüğümüz gökyüzüne o günlerde kimler başını kaldırmıştı?

Patenli Kız Kuyruklu Yıldız bende en çok bu merakı bıraktı.

Hikâyenin başında Mihrimah’ın bunları düşünecek pek vakti yok. 2026 İstanbul’unda robotik kodlama kursuna yetişmeye çalışırken neon yeşili patenleriyle Tophane yokuşlarından iniyor. Derken pateninin tekerleği, üzerinde garip semboller bulunan bir taşa çarpıyor ve Mihrimah gözlerini 1577’de, Takıyyüddin’in rasathanesinde açıyor. Fakat dosyayı bitirdiğimde fark ettim ki Mihrimah yalnızca geçmişe gitmiyor, kendi zamanına da ilk kez biraz uzaktan bakıyor.

Konakta Takıyyüddin’in Mısır’dan gelen yeğeni Mihrimah; rasathanede ise kavuklu, kaftanlı Çırak Sinan oluyor. Bir tarafta Fatma Hatun’un sofrası, Merve’yle kurduğu arkadaşlık, çarşılar ve gül bahçeleri; diğer tarafta usturlaplar, yıldız haritaları, hesaplar ve rasathanenin âlimleri… Telefonun “kara ayna”ya, patenlerin ise akıl sır erdirilemeyen bir icada dönüştüğü bu dünyada Mihrimah, alıştığı hayatı da başka gözlerle görmeye başlıyor.

Takıyyüddin’le birbirlerini anlamaları da biraz bundan sanırım. Aralarında dört yüz kırk dokuz yıl var ama ikisinin ortak bir yanı var: Merak ediyorlar. Biri usturlaba, diğeri ekrana bakıyor; kullandıkları araçlar değişse de peşine düştükleri soru aynı: “Bu nasıl oluyor?”

Mihrimah geçmişe yalnızca kendi çağının bilgisini götürmüyor, orada gördüğü bazı güzellikleri de geleceğe taşıyabilmeyi istiyor. Gül bahçesinde kadınların nezaketine, tatlı dillerine ve birbirlerine gösterdikleri özene şahit olduğunda, teknolojiyi geçmişe getirdiği gibi bu zarafeti de kendi zamanına götürebilmeyi diliyor. Dosyada sevdiğim ayrıntılardan biri de bu oldu.

Hikâyenin sonlarına doğru ise yolculuğun anlamı değişiyor. Mihrimah gelecekten geldiği için başkalarının henüz bilmediği bir şeyi biliyor: İstanbul Rasathanesi’nin başına ne geleceğini… İşte burada geleceği bilmek, ilk bölümlerdeki kadar eğlenceli bir ayrıcalık olmaktan çıkıyor. Sevdiğiniz bir insana bakıp onun henüz bilmediği bir hüznü bilmek kolay değil. Mihrimah’ın Takıyyüddin’e bakışı da bundan sonra başka bir anlam kazanıyor.

Mihrimah 2026’ya döndüğünde yaşadıklarının bir rüya olup olmadığını sorguluyor. Elinde geçmişten kalmış küçücük bir delil var. Fakat bana kalırsa asıl delil usturlap değil, Mihrimah’ın artık Takıyyüddin’in adını ekrana yazdığında karşısına çıkan satırları eskisi gibi okuyamaması.

Çünkü artık bir tarih okumuyor.

Tanıdığı bir insanın hikâyesini okuyor.

Belki çocuklara tarihi anlatırken aradığımız şey de tam olarak budur. “1577”nin dört rakamdan ibaret olmadığını hissettirebilmek… O tarihte insanların yaşadığını, merak ettiğini, güldüğünü, korktuğunu, sofraya oturduğunu, dostluk kurduğunu ve gökyüzünü anlamaya çalıştığını gösterebilmek.

Patenli Kız Kuyruklu Yıldız’ın çocuklara güzel bir maceranın yanı sıra yeni şeyler keşfetme ve merak etme isteği de bırakmasını diliyorum.

Ve elbette arada bir başlarını kaldırıp gökyüzüne bakmalarını…

Keyifli okumalar…

Bu Kitabı Neden Okuyalım?

  • Patenlerden yıldızlara uzanan sıra dışı macera, bilimle hayal gücünü buluşturarak çocuklara yepyeni bir keşif alanı açar.
  • Mihrimah’ın zaman yolculuğu, geçmişle bugünü aynı macerada buluşturur ve çocukların tarihe duyduğu merakı artırır.
  • Takıyyüddin’in rasathanesinde geçen olaylar, Osmanlı’nın bilim dünyasını sürükleyici bir maceranın içinde çocuklara tanıtır.
  • Bilim, tarih ve fantastik unsurları aynı hikâyede buluşturan roman, öğrenmeyi heyecan verici bir keşfe dönüştürür.
  • Mihrimah’ın yabancı bir çağa uyum sağlama çabası, değişen koşullar karşısında çözüm üretmenin önemini gösterir.
  • 1577 İstanbul’unun gündelik hayatını canlı ayrıntılarla anlatan roman, dönemin dünyasını maceranın doğal akışı içinde aktarır.

Ailece Bu Cümleye Bayıldık

“Bak kızım,” dedi sakinleştirici bir ses tonuyla. “Ben, ömrümü bu rasathanede gökyüzünü ve yıldızları anlamaya adadım. Bize hep zamanın bir nehir gibi aktığını, geçtiği yere bir daha dönmediğini öğrettiler. Lakin bu gece gökyüzünde öyle bir kavuşma gördüm ki, o nehrin bazen dümdüz akmayıp kendi üzerine çarşaf gibi katlandığını anladım. Sen de zaman nehrinin katlandığı anda buraya geldin.”

Yazar Çiğdem Avcı Hakkında

İstanbul’da doğup büyüdü. Çocukluk yıllarından itibaren hayatının vazgeçilmez bir parçası olan kitap sevgisi, zamanla kendi hikâyelerini kaleme aldığı bir yazma serüvenine dönüştü. 2012 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden, 2023 yılında ise Anadolu Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Hâlen Türk Dili ve Edebiyatı alanında yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. 2012 yılından bu yana Başakşehir’de öğretmenlik yapan Avcı, mesleki deneyimini edebiyata duyduğu ilgiyle bir araya getirerek yazın çalışmalarını sürdürmektedir. Eserlerinde tarih, kültürel değerler, bilim, merak duygusu ve insan ilişkilerine yer vermekte; hayal gücüyle gerçek yaşamı buluşturarak çocukları hem düşündüren hem de heyecanlandıran hikâyeler kaleme almaktadır. Farklı tarihsel dönemleri ve maceraları odağına alan yeni projeleriyle çocuk edebiyatı alanındaki çalışmalarına devam etmektedir.

Evli ve bir kız çocuğu annesidir.