Gençler İçin Peygamberler Tarihi 3

Gençler İçin Peygamberler Tarihi 3

Hz. Hızır’dan Hz. İsa’ya

Hz. Musa ile çıktığı yolculukta, görünenin ardındaki hikmetleri sabırla öğreten Hz. Hızır…

Dev cüsseli Câlut’u tek bir sapan taşıyla yere seren ve demiri ellerinde yumuşatan Hz. Davud…

Rüzgâra, cinlere ve hayvanlara hükmeden, gücüyle birlikte şükrü de kuşanan Hz. Süleyman…

Oğluna yaptığı hikmet dolu nasihatlerle asırlardır gönülleri aydınlatan Hz. Lokman…

Yüz yıllık uykudan sonra yeniden diriltilip Tevrat’ı hafızasından yazdıran Hz. Üzeyr…

Karanlık denizlerin ortasında bir balığın karnında Rabbine yönelerek kurtuluşa eren Hz. Yunus…

Yaşlılığında duası kabul edilerek evlatla müjdelenen Hz. Zekeriyya ve iffetiyle, teslimiyetiyle örnek olan oğlu Hz. Yahya…

Ve daha beşikteyken konuşan, Allah’ın izniyle ölüleri dirilten, mucizeleriyle insanlığa rahmet olarak gönderilen Hz. İsa…

Gençler İçin Peygamberler Tarihi‒3, hikmetin, ilmin, teslimiyetin, duanın, şükrün ve Allah’a güvenmenin bugün nasıl yaşanacağını gösteren bir rehber…

Üç ciltlik serinin bu son kitabında; ilmiyle sır kapılarını aralayan Hz. Hızır’dan, mucizeleriyle insanlığa ümit olan Hz. İsa’ya kadar kutlu bir yolculuğa eşlik edecek, her sayfasında hayatına ışık tutacak yeni bir hakikat keşfedeceksin…

Kitap Detayları

Yazar
Çizer
EditörAyşe Çetintaş
Yaş Grubu
Kategori
Sayfa Sayısı176
Ebat13,5×21 cm
CiltKarton Kapak
Baskı TarihiAğustos 2026

Kitabı satın almadan önce incele

ISBN: 978-625-8828-39-9

Satın Al

Kitabımızı aşağıdaki platformlardan satın alabilirsiniz.

Editörün Kaleminden

Gençler İçin Peygamberler Tarihi Serisi’nin üçüncü kitabı Hz. Hızır’la başlıyor; Hz. Yuşa, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Lokman, Hz. Üzeyr, Hz. Yunus, Hz. İlyas, Hz. Elyesa, Hz. Zülkifl derken Hz. Zekeriyya, Hz. Yahya ve Hz. İsa’ya kadar geliyor. Bu kitapta Ömer Faruk Paksu, yine bildiğimiz kıssaların içinde daha önce hiç duymadığımız ayrıntıları genç okurlarıyla paylaşıyor.

Mesela Hz. Davud’u çoğumuz Câlut’la mücadelesinden tanıyoruz. Ama onun daha genç bir delikanlıyken, herkesin karşısına çıkmaya çekindiği Câlut’a yalnızca bir sapanla meydan okuduğunu okuyunca hikâye başka türlü geliyor insana. Hele o sapanı yıllarca çobanlık yaparken kullandığını öğrenince… Demek ki insanın hayatında hiçbir emek bütünüyle kaybolmuyor diye düşünüyorsunuz.

Hz. Süleyman’ın bölümü ise baştan sona merak uyandırıyor. Kuşların ve hayvanların dilini biliyor, rüzgâr emrinde, ordusunda insanların yanında cinler ve hayvanlar da var. Peki Hüdhüd’ün bu orduda bir görevi olduğunu kaçımız biliyoruz? Meğer su buluyor, bulduğu yerin üzerinde daireler çizerek uçuyor ve kuyunun nereye açılacağını gösteriyormuş. İşte kitapta bunun gibi, bildiğimiz kıssaların arasında kalmış pek çok ilginç ayrıntıyla karşılaşıyoruz.

Benim kitapta sevdiğim bölümlerden biri de Hz. Lokman’ın öğütleri oldu. Çünkü söylediklerinin üzerinden yüzyıllar geçmiş olsa da bazı cümleleri bugün bir büyüğümüz karşımıza oturup söylüyormuş gibi. “Sabrın başlangıcı zor, sonu tatlıdır.” diyor mesela. Bir başka öğüdünde insanın yaptığı iyiliği ve kendisine yapılan kötülüğü unutmasını söylüyor. Üzerinde biraz düşününce insanın ilişkilerine bakışını değiştirecek kadar güçlü öğütler bunlar.

Ama kitapta sadece ilginç ayrıntılar yok. Hz. Hızır’ın hikâyesini okurken gördüğümüz her şey hakkında hemen hüküm vermemeyi; Hz. Davud’da cesareti ve emeği; Hz. Lokman’ın sözlerinde insanın diline, öfkesine ve davranışlarına nasıl sahip çıkması gerektiğini düşünüyoruz. Hz. Yunus’un hikâyesine geldiğimizde ise insanın yaptığı bir hatadan sonra dönüp yeniden başlayabileceğini görüyoruz. Zaten bütün bu kıssaları gençlerle yeniden buluştururken istediğimiz şey, onların sadece ne yaşandığını öğrenip geçmeleri değil.

Bu noktada biz gençlerin peygamberleri yalnızca “Adı neydi, mucizesi neydi?” diye öğrenmesini istemiyoruz. Hayatlarında neler olduğunu merak etsinler, verdikleri mücadeleyi anlasınlar, okudukları bir olayın üzerinde biraz dursunlar istiyoruz. Çünkü çocukken birkaç cümleyle öğrendiğimiz kıssaların içinde aslında ne çok insan, şehir, mücadele ve ayrıntı varmış…

Ben kitabı editör gözüyle okurken en çok bunu düşündüm. Bildiğimizi sandığımız kıssaların biraz daha içine girdiğimizde, peygamberlerin hayatlarında dönüp kendi hayatımıza bakacağımız ne çok yer olduğunu fark ediyoruz.

Bu Kitabı Neden Okuyalım?

  • Çocukluktan beri bildiğimizi düşündüğümüz kıssalara yeniden bakmayı ve daha önce duymadığımız pek çok ayrıntıyı keşfetmeyi sağlar.
  • Hz. Hızır’ın kıssası üzerinden her olayın görünen yüzüyle gerçeğinin aynı olmayabileceğini, bilmediğimiz şeyler hakkında hemen hüküm vermemek gerektiğini düşündürür.
  • Hz. Davud’un genç yaşta Câlut’un karşısına çıkması üzerinden cesaretin yaşla, güçle ya da fiziksel üstünlükle sınırlı olmadığını gösterir.
  • Hz. Davud’un yıllarca çobanlık yaparken kullandığı sapanın, hayatının önemli bir anında karşısına çıkmasıyla emek verilen hiçbir becerinin küçümsenmemesi gerektiğini düşündürür.
  • Hz. Süleyman’ın hayatı üzerinden sahip olunan büyük imkânların insanı şükürden ve sorumluluktan uzaklaştırmaması gerektiğini hatırlatır.
  • Hüdhüd’ün ordudaki görevinden Sebe Melikesi Belkıs’ın hikâyesine kadar pek çok ayrıntıyla gençlerin merak duygusunu canlı tutar.
  • Hz. Lokman’ın öğütleriyle sabır, öfke, iyilik, kötülük ve insan ilişkileri üzerine düşünmeye imkân verir.
  • Yapılan iyiliği sürekli hatırlamanın, kendisine yapılan kötülüğü ise içinde taşımanın insanı nasıl etkileyebileceğini sorgulatır.
  • Hz. Yunus’un yaşadıkları üzerinden insanın aceleyle verdiği kararların sonuçlarını ve yaptığı bir hatadan sonra yeniden doğru olana dönebilmenin mümkün olduğunu gösterir.
  • Hz. Zülkifl’in hayatı üzerinden öfkesine hâkim olmanın, verdiği sözün arkasında durmanın ve üstlendiği sorumluluğu yerine getirmenin değerini gösterir.
  • Sabır, cesaret, emek, şükür, adalet, tövbe ve teslimiyet gibi değerlerin yalnızca anlamlarını öğrenmek yerine, peygamberlerin hayatlarında nasıl karşılık bulduğunu görmeyi sağlar.

Ailece Bu Cümleye Bayıldık

“Sekiz şeye dikkat etmek: Dört şeyi korumak, iki şeyi hatırdan çıkarmamak, iki şeyi de tamamen unutmaya çalışmak. Namazda iken kalbin, insanların arasındayken dilin, yiyip içerken boğazın, bir kimsenin evine girince gözün. Unutulmaması gereken şeyler Allah’ın büyüklüğü ile ölüm. Unutulması gereken şeyler ise bir kimseye ettiğin iyilik ve kardeşinin sana ettiği kötülüktür.”

Yazar Ömer Faruk Paksu Hakkında

Aileden okumaya ve yazmaya meraklı biri… 1973 yılında Gaziantep’te doğdu. Kitaplarla iç içe büyüdü. Gaziantep İmam Hatip Lisesi’ni, ardından İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi.

Üniversite tahsili devam ederken yayıncılığa başladı. Gazete hazırladı, dergi çıkardı, kitaplara editörlük yaptı, ajans yönetti, bir süre yayıncılığın baskı aşamasında görev aldı. Ömrünün yarısından çoğu kitaplar, yazarlar ve çizerlerle geçti. Sayısını kendisinin de bilmediği binlerce esere editör, yayın yönetmeni ya da yayın danışmanı olarak katkıda bulundu.

Kitaplar yazdı, yazmaya devam ediyor. Özellikle çocukların dünyasında yaşamaktan ve onlar için yazmaktan büyük haz duyuyor. Hâlen Aile Yayınları’nın yayın danışmanı ve yazarı olarak çok sevdiği meslek hayatına devam ediyor. İki kızı, bir de kedisi var.