Kışı Bitiren Çocuk

Kışı Bitiren Çocuk

Bir memleket düşün… Kış gelmiş ama bir türlü gitmek bilmiyor! Karlar erimiyor, nehirler çözülmüyor, insanlar da birbirinden günden güne uzaklaşıyor.

Bu uzun kışı sona erdirmenin tek bir yolu var: Büyük Hayat Meydanı’ndaki Bahar Tohumu’na ulaşmak!

Peki bu zorlu görev kime düşüyor dersin? Kasabanın en tembel, en üşengeç çocuğu Himmet’e!

Üstelik yol boyunca karşısına Ümitsizlik Devi, Kibir Şahı, Acelecilik Cadısı, Bencillik Canavarı ve Görenek Ejderhası çıkacak! Beş tılsımlı kâğıt, bembeyaz bir at ve aşılması gereken birbirinden zorlu engeller…

Bakalım Himmet, tembelliğini geride bırakıp Büyük Hayat Meydanı’na ulaşabilecek mi?

Hazırsan, Büyük Hayat Meydanı’na yolculuk başlıyor!

Kitap Detayları

Yazar
Çizer
EditörHatice Kübra Özdemir
Yaş Grubu
Kategori
Sayfa Sayısı64
Ebat13,5×21 cm
CiltKarton Kapak
Baskı TarihiEylül 2026

Kitabı satın almadan önce incele

ISBN: 978-625-8828-46-7

Satın Al

Kitabımızı aşağıdaki platformlardan satın alabilirsiniz.

Editörün Kaleminden

Tembel bir çocuk, bir memleketin kışını bitirebilir mi? Üstelik sobanın başından kalkmaya bile üşeniyorsa…

Kışı Bitiren Çocuk, daha ilk sayfalarda bu soruyla alıyor bizi hikâyenin içine. Kışın bir türlü bitmediği, karların erimediği bir memleketteyiz. Fakat çok geçmeden anlıyoruz ki mesele yalnızca mevsim değil. İnsanlar çalışmayı bırakmış, birbirlerine yardım etmeyi unutmuş, yaşama sevinçlerini kaybetmişler. Sanki dışarıdaki soğuk, yavaş yavaş kalplere de işlemiş.

Baharın yeniden gelmesi için bir çocuğun Büyük Hayat Meydanı’na ulaşıp Bahar Tohumu’nu yeryüzüne serpmesi gerekiyor. Kurada çıkan isim ise hiç beklenmedik biri: Himmet.

Himmet’i sevmemin sebebi sanırım burada başlıyor. Çünkü o, büyük işler başarmaya hazır, kusursuz bir masal kahramanı değil. Üşeniyor, yorulmak istemiyor, daha denemeden vazgeçtiği oluyor. Çok tanıdık değil mi? Onun değişimini kıymetli kılan da yolun başında böyle biri olması.

Bembeyaz atı Şevk’le çıktığı yolculukta karşısına Yeis Devi, Kibir Şahı, Acelecilik Cadısı, Yalnızlık Aynaları ve Uyutan Sis çıkıyor. Her biri Himmet’i başka bir yönden sınıyor. Himmet de ümitsizliğin karşısına ümidi, kibrin karşısına ihlası, aceleciliğin karşısına sabrı koymayı öğreniyor. Diğerkâmlığı tanıyor, tevekkülün gayret etmeden beklemek olmadığını fark ediyor.

Dosyanın üzerinde çalışırken beni en çok düşündüren noktalardan biri şu oldu: Tembelliği çocuklara çoğu zaman yalnızca “çalışmamak” diye anlatıyoruz. Oysa “Nasıl olsa yapamam” deyip başlamamak da insanı olduğu yerde tutuyor. Sabredememek, yalnızca kendi rahatını düşünmek de öyle. Yazarımız Vural Yıldız’ın bütün bunları nasihate başvurmadan, masalın kahramanları üzerinden anlatmasını bu nedenle çok kıymetli buldum.

Şevk ise hikâyede gönlümü çelen ayrıntılardan biri oldu. Ümitle, çalışma arzusuyla, yaşama sevinciyle ve hikmetli hikâyelerle beslenen bu güzel atın adı bile kitabın derdini anlatmaya yetiyor. Himmet’in taşıdığı beş boş kâğıt da zorlandığı anlarda ona rehberlik ediyor. Lakin hikâyenin sonunda anlıyoruz ki asıl tılsım hiçbir zaman kâğıtlarda değilmiş; insanın kalbindeki inançta, gayrette ve şevkteymiş.

Himmet Büyük Hayat Meydanı’na vardığında ise insan ister istemez yolun başındaki hâlini hatırlıyor. Sobanın başından ayrılmak istemeyen o çocuk nerede, şimdi bütün bir memleket için Bahar Tohumu’na uzanan Himmet nerede…

Dosyayı bitirdiğimde bende kalan duygu da biraz bununla ilgiliydi. Çocuklarımızdan her zaman cesur, sabırlı ve çalışkan olmalarını bekliyoruz. Oysa belki de onlara öncelikle değişmenin mümkün olduğunu anlatmamız gerekiyor. Biraz gayretle, biraz sabırla, ümidini kaybetmeden yoluna devam eden bir çocuğun kendi içinde neleri değiştirebileceğini göstermek…

Himmet, bir memleketin kışını bitirmek için çıkmıştı yola. Bahar Tohumu’na ulaştığında memleketine baharı getirdi ama bu yolculuk en çok onu değiştirdi.

Dilerim Himmet’in hikâyesinden okurlarımızın payına da biraz ümit, biraz gayret ve bolca şevk düşsün.

Keyifli okumalar…

Bu Kitabı Neden Okuyalım?

  • Tembelliğin aşılmaz bir duvar olmadığını gösterir, çocuklara harekete geçmenin dönüştürücü gücünü derinden hissettirir.
  • Ümitsizlik, kibir, acelecilik ve bencillikle mücadeleyi sürükleyici bir masalın içinde etkileyici biçimde sezdirir.
  • Çocuklara gerçek başarının, başkalarını yenmekten önce insanın kendi içindeki engelleri aşmasıyla başladığını fark ettirir.
  • Sabretmenin yalnızca beklemek değil, zorluklar karşısında dikkatle, emekle ve kararlılıkla ilerlemek olduğunu öğretir.
  • Masalın büyülü dünyasını ayet, hadis ve hikmetli kıssalarla buluşturarak değerler eğitimini doğal biçimde destekler.
  • İnanç, gayret ve şevk bir araya geldiğinde insanın kendi hayatında baharı başlatabileceğini etkileyici bir dille anlatır.

Ailece Bu Cümleye Bayıldık

Yolda karşısına çıkan canavarları sadece kılıçla, kalkanla değil en güçlü erdemlerle dize getirmiş. Karanlık vadinin devini tükenmez bir ümitle, altın köprünün sahte şahını samimi bir ihlasla, buzlu yokuşun cadısını sabırla, yalnızlık aynalarının zehrini diğerkâmlıkla ve “Kimse gayret etmiyor, onlara uy” diyen pervasız uyuşukluğu ise alın teri ve sağlam bir tevekkülle alt etmiş.

Yazar Vural Yıldız Hakkında

1998 yılında Kars’ın Sarıkamış ilçesinde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Sarıkamış’ta, lise öğrenimini Susuz Kazım Karabekir Anadolu Öğretmen Lisesi’nde tamamladı. 2020 yılında Kocaeli Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu.

Üniversite yıllarında çeşitli sivil toplum kuruluşlarında aktif görev aldı. 2018 yılında, Kocaeli Müftülüğü’nün desteğiyle Kocaeli Üniversitesi’nde millî ve manevi değerleri yaşatmak amacıyla kurulan ilk resmî öğrenci topluluğu olan Minval Gençlik Kulübü’nün kurucu üyeleri arasında yer aldı. Kulüp bünyesinde yürütülen birçok projede görev üstlenirken, bir dönem kulübün dergisinde editörlük yaptı.

Okumayı, yazmayı, öğrenmeyi ve öğretmeyi hayatının merkezine koyan yazar, Türkçe öğretmeni olarak görevini memleketi Kars’ta sürdürmektedir. Aynı zamanda Kafkas Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam etmekte; edebiyat, dil ve eğitim alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.