İyileşen Anneliğim

İyileşen Çocukluğum

İyileşen Anneliğim

Hatice Kübra Tongar’dan Mutlu Ailelere!

Çocukluk yaralarımızı iyileştirmek için bir yol haritası:

Annemizin güçlü yönlerini alıp cebimize atalım, hatalı tutumları geçmişte bırakalım!

“Çocuğuma bağırmak istemiyorum ama kendimi bir türlü tutamıyorum.”

“O kadar basit şeylere öfkeleniyorum ki, sonra günlerce vicdan azabı çekiyorum.”

“Genç kızken “anneme benzemek istemiyorum” diye ağlardım. Şimdi bakıyorum, aynı annem olmuşum!”

“Çocuğum ağladığında çok öfkeleniyorum.”

“İçimde nedenini bilemediğim bir öfke var.”

“Ne yaparsam yapayım anne olarak kendimi hep yetersiz hissediyorum.”

Hayatımıza zehir gibi sızan bu cümlelerin nedenini keşfetmeye hazır mısınız? O hâlde toparlanın, çocukluğumuza gidiyoruz!

Neden öfkeliyiz, neden yetersiz hissediyoruz, çocuğumuzun ufacık yaramazlıklarına neden kocaman tepkiler gösteriyoruz, içimizde bir türlü dolmayan bu boşluk hissinin kaynağı ne? “Bağırmayan Anneler” kitabının yazarı Uzman Psikolog Hatice Kübra Tongar hepimizi iç çocuğumuzu bugüne doğurmaya davet ediyor.

Kitap Detayları

Yazar

Editör

Ayşe Çetintaş

Yaş Grubu

Kategori

,

Sayfa Sayısı

216

Ebat

15,5×23 cm

Cilt

Karton Kapak

Baskı Tarihi

Ocak 2026

Kitabı satın almadan önce incele

Satın Al

Kitabımızı aşağıdaki platformlardan satın alabilirsiniz.

ISBN: 978-625-5790-29-3 Etiketler: ,

Editörün Kaleminden

Çoğumuz çocuk yetiştirmeye dair pek çok şey biliyoruz. Okuyoruz, dinliyoruz, not alıyoruz. Ama bilmemize rağmen aynı yerlerde zorlanıyor, aynı cümleleri istemeden tekrar ediyor, çocuğumuza kızıp ardından pişman oluyoruz. Tam da bu noktada insanın aklına şu soru düşüyor:

“Bilgi varken neden değişemiyoruz?”

Asıl mesele burada başlıyor. İyileşen Anneliğim, anneliği bir beceri alanı ya da bir yarış pistinde koşulan performans mesabesinde ele almıyor. Daha derin bir yere dokunuyor: Annenin kendi çocukluğuna. Nitekim bugün çocuğumuza verdiğimiz tepkilerle, çocukken alamadığımız karşılıklar arasında güçlü bir bağ var.

Bu kitabı çalışırken şunu çok net düşündüm: Çocuğa gösteremediğimiz sabrın büyük bir kısmı, yıllardır kendimizden esirgediğimiz şefkatten geliyor. Bu yüzden İyileşen Anneliğim, anneliği salt bir biçimde düzeltmeye çalışmıyor. Önce anneyi anlamaya çalışıyor. Onun bastırdığı duyguları, “geçti” sandığı acıları, konuşulmamış hikâyeleri sakince önümüze koyuyor. Yargılamadan… Suçlamadan…

Kitapta “ideal anne” anlatısı da yok. Sabırlı, hep sakin, her durumda doğru tepki veren bir figür çizilmiyor.  Metnin farkı tam da burada belirginleşiyor. Okura “Şunu yapmalısın” demek yerine, “burada ne oluyor?” diye düşündürüyor. Çocuğun davranışlarından önce, annenin iç dünyasına dönüyor. Çünkü kitap şunu çok net söylüyor: Anne kendi iç yaralarını tanımadan, anneliği de şifalandırmak zor.

Çoğu zaman elinden geleni yapmaya çalışan ama yine de içten içe yorulan bir anne olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak şunu bilmenizde fayda olacağını düşünüyorum ki, bu yorgunluğunuz kişisel bir eksiklik değil, çoğu zaman taşınan bir miras…

Bu kitabı okurken şunu çok net hissettim:

Burada kimse anneliği güzelleştirmek için çabalamıyor. Ama anneliği insanca bir yere koymak için çok güçlü bir niyet var. Yorulmanın ayıp sayılmadığı, tükenmenin inkâr edilmediği, “iyi anne” olma baskısının satır aralarında sessizce çözüldüğü bir alan açılıyor.

Sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki mesele sadece çocuk yetiştirmek değil. Mesele, anne olurken kendini kaybetmemek. Ya da kaybedildiyse, oradan yeniden ve şefkatle geri dönebilmek.

Bu kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de şu oldu:

Uzman Psikolog Hatice Kübra Tongar, anneliğin zor yanlarını anlatırken dramatize etmiyor. Ama annenin yükünü hafifletmiyor da. Olduğu gibi bırakıyor. Ve bu gerçeklik okurun kalbinde gerçek bir yer açıyor.

Belki de bu yüzden İyileşen Anneliğim, yalnızca “zorlanan annelere” değil; dışarıdan bakıldığında her şeyi yolunda görünen ama içten içe yorulan, susan, kendini erteleyen annelere de dokunuyor. Okurken insan sık sık şunu düşünüyor:

“Demek ki yalnız değilmişim.”

Bu kitabın okuruyla kurduğu bağ, yıllar içinde kendini zaten göstermiş. İlk baskısından itibaren gördüğü ilgiyle okurunu sarıp sarmalayan kitap, 20. baskısıyla hâlâ tazeliğini korurken; 152 bin okuruna ulaşan, 2026 Ocak ayında güncellenmiş yeni baskısıyla yoluna devam ediyor. Bu da şunu çok net bir biçimde gösteriyor: Bu satırlar bir dönemin ihtiyacına değil, süregelen bir yaraya temas ediyor.

İyileşen Anneliğim, anneliği anlatırken yüksek perdeden öğüt vermiyor. “Böyle yapmalısın” demiyor. Sanki karşınıza oturmuş, yorgun ama dürüst bir anne konuşuyor: “Ben de zorlandım. Ben de yetemedim. Ben de bazen kendimi unuttum. Ben de yaralıyım… ” Ve insan tam da bu yüzden metnin içinde kalıyor.

Ve kitabı kapattığınızda elinizde kendinize karşı biraz daha şefkatli bir hâl kalıyor.

Bu Kitabı Neden Okuyalım?

  • Annelikte tekrar eden zorlanmaların, yalnızca davranışlarla değil; annenin kendi geçmişiyle nasıl ilişkili olduğunu fark ettirir.
  • Çocuğa verilen tepkilerin ardında, çoğu zaman fark edilmeden taşınan çocukluk yaralarının nasıl devreye girdiğini görünür kılar.
  • Annelik yorgunluğunu kişisel bir eksiklik olarak değil; kuşaktan kuşağa aktarılan bir yük olarak sebep ve çözümleriyle ele alır.
  • “İdeal anne” anlatısını yeniden üretmeden, anneliği insani ve yaşanabilir bir yere yerleştirir.
  • Annenin kendine gösteremediği şefkatin, annelik ilişkisini nasıl etkilediğini sade ve anlaşılır biçimde ortaya koyar.
  • Hızlı çözümler sunmak yerine, durmayı, fark etmeyi ve içsel iyileşmeye alan açmayı önemser.
  • Yalnızca zorlanan annelere değil; dışarıdan her şeyi yolunda görünen ama içten içe yorulan annelere de temas eder.
  • Mükemmel anne olup kendini kaybetmek yerine, mükellef anne olup sorumluluk almayı merkeze alır.
  • Terapötik bakış açısıyla hazırlanmış farkındalık soruları ve uygulamalarla, okurun yalnızca düşünmesini değil; kendi iç sürecini çalışmasını da destekler.
  • Atölye deneyimleri ve sahadan örneklerle, teorik bilgiyi hayatta karşılığı olan bir zemine taşır.

Ailece Bu Cümleye Bayıldık

Annelik aktarımını değiştirmek demek çocukluk yıllarımızı unutmak değildir. Asıl mesele, geçmişte yaşananları geçmişte bırakıp bugüne, şu ana, şimdiye dönebilme gayretidir. İnsan, ancak bugünde kaldığında hem kendisiyle hem çocuğuyla gerçek bir bağ kurabilir.

Yazar Hatice Kübra Tongar Hakkında

Nörobilim doktorantı, uzman psikolog, çocuk gelişimi uzmanı ve aile danışmanıdır. İlk kitabının yayınlandığı 2009 yılından bugüne kadar kitapları milyonlarca okura ulaşmış ve farklı dillere çevrilerek ülke sınırlarını aşmıştır.

Evli, üç çocuk ve iki kedi annesi olan Tongar, Genel Yayın Yönetmeni olduğu Aile Yayınları’nda bebeklere, çocuklara, gençlere ve yetişkinlere içerikler üretmektedir.

Şu an evine gidip baksak onu ya kitap okurken ya bir şeyler yazarken ya da çocuklarıyla oynarken bulmamız muhtemeldir.